Hürriyet

Bumerang - Yazarkafe

20 Ağustos 2014 Çarşamba

PEKİ






































Dediler ki...
Erkeklere haksızlık ediyormuşum, yazdıklarımda...
Peki... Kadınlara da haksızlık edeyim o vakit...

Biz kadınlar/ siz kadınlar...
Sorunlu canlılarız... 

Aslında yazıyı yazdım bitti... Konu burada başlıyor ve kapanıyor...

Ama bende kadınım ondan çok yazıp, çok konuşacağım ..özet yerine...

Hani yazdıklarımdan erkekleri sevmiyorum sanan varsa bir de kadınlar için düşündüklerimi bilseniz...
Kadın kadar hesaplı, kadın kadar pazarlıklı, kadın kadar değişken ne var bilmiyorum...


Hiç inanmam "kadına dair" yazılara... Ortalıkta dolaşan methiyelere... Güzellemelere...

Kadına yetişemezsiniz, değişimlerini, gelgitlerini, mutsuzluklarını, hırslarını, öfkelerini, sevgilerini ya da sevgisizliklerini anlayamazsınız...
Ve en korkuncu bunu açıklamak için erkekte ki gibi bir argümanınız yoktur... Şundan ya da bundan deyip geçemezsiniz...
Yorumunuz daha siz yapmadan değişen tavırdan dolayı manasızlaşır...
Kadın çoğu kez altı boş bir zemin üzerinde yükselen binadır...

20 yaşındaki kadınlar şöyle, 30'un da böyle olurlar...40'da yemede yanında yat...50'sinde olumlu...60'da huzurlu yok öyle bir tarif...
Kadın her daim sorun çıkarmaya programlıdır...

Kadın yalan söyler... Kadın aldatır... En kötüsü erkeklerin yaptığı gibi çoğu kez bir başka insanla yapmaz bunu, sizi sizinle aldatır... Sizi aslında olmayan bir yaşamın içine sürükler... Kurtulamazsınız... Kaçamazsınız... Birinden kaçsanız diğerine takılırsınız...

Kadın ederini bilir, kadın giderini bilir / ederi ve gideri yoksa çok tehlikelidir... Varsa yine çok tehlikelidir.

Kadının "ana" hali bile tehlikelidir... Size olmanızı istediği şekli, yaşamı diretir...
Uğruna neler yapabileceğinizi görmek ister... Sınırlarınızı zorlar...
Aşkla değil "sahiplenmeyle" sever...

Kadını mutlu etmek mümkündür... Her şey tamamsa... Her şey... Her şey ise, "her şey" tamam sandığınızda eksik kalan ve hala tamamlamanız gerekendir... Asla her şey tamam olmaz...

Çabuk sevseniz olmaz, geç sevseniz olmaz, kıskansanız olmaz, kıskanmasanız olmaz...
Tam zamanını tutturup sevecekseniz, tam zamanında kıskanacaksanız, tam zamanında gidecekseniz de... Bir şeyi nasılsa yanlış yaparsınız...

Size bağı cinsel dürtüleri değildir... Harika bir erkek olsanız bile sizden vazgeçmemesi için bir neden yoktur... En iyisini aramaz... Sebebiniz asla çok iyi sevişmeniz değildir... Size bağı kendisinden başka bir şey değildir...

Anlayamazsınız...
Anlam veremezsiniz...

Şiirler yazarsınız, kitaplar, filmler, şarkılar... bir bomba koyar ortasına patlarsınız...

Siz birlikte olmak için ölürken kaçarlar, siz ayrılmak için ölürken sizi bırakmazlar...
Size yaptıkları onları da acıtır, onları da zayıflatır ama yine de size eziyet etmeye devam ederler...
Öyle sabırlıdırlar ki siz kendinizden vazgeçene kadar onlar sizden vazgeçmezler...

Kadınlar hemcinslerini sevmezler, hemcinslerini sevdiğiniz için sizi de sevmezler...

Her şeyin sebebi olarak kendilerini görmek isterler. Dünyanın onların müdahalesi olmadan dönmesine katlanamazlar... Hadsizlik değil midir bu?

Bir Aragon olamazlar ama bir Elsa olurlar ki adama "mutlu aşk yoktur" dedirtirler, öyle kirli, öyle çirkin olur ki ruhları, Bukowski'nin çirkinliği yanlarında aşk kalır... Mavi gözlü devler sever onları... Memleket kadar severler... Niezchette'ye öyle acılar çektirirler ki "tanrı yoktur" der adam...

''kadın, keskin bıçak, taze kan gibi sıcak''

Kadın  "avcısını seçen tek avdır"

Düştükçe, kanadıkça, kabuk bağladıkça karakterinde kalan saf kadını kilitler içlerinde bir yere... Anahtarı da bir güzel saklar kadınlar...
Ma tapınağının dehlizlerinde...

Ve ayrıca bir Bukowski romanından "Kadınlar”dan bir alıntı da iliştirelim.

''bir kadın olarak doğmuş olsaydım, kesinlikle orospu olurdum. Erkek olarak doğduğum için, sürekli kadınları arzuladım. Ne kadar aşağılardaysan o kadar iyidir. Buna rağmen kadınlar -iyi kadınlar- beni hep korkuttu. Çünkü onlar ruhunuzu ele geçirmek ister. Öyle olsa, peki o zaman, benden ne kalırdı geriye korumak isteyeceğim?

Açıkçası fahişeleri düşmüş kadınları arzu ettim. Çünkü ölüdürler onlar ve serttirler. Sizden hiçbir şey beklemezler. Çekip gittikleri zaman hiçbir şey kaybetmezsiniz. Öte yandan bütün bunaltıcı bedellerine rağmen, yumuşak, iyi kadınlara da hasret çektim. İki türlü de kaybettim. Güçlü bir adam her ikisinden de vazgeçerdi. Ben güçlü değildim. Böylece tüm ömrümce, kadınlarla ve kadın düşüncesi ile uğraştım durdum...''


Tanrı kadınları yarattığına göre dahi olmalı...



KADIN GÖTÜRÜ USULDE BİR USULSÜZLÜKTÜR, EZİYETTİR...