Hürriyet

Bumerang - Yazarkafe

6 Nisan 2016 Çarşamba

BİAT ETMEK......



Biat etmek…

Arapça almak-satmak anlamındaki "bey" kökünden gelir. Tarikat erkânında müridin iradesini kendi isteğiyle mürşidine satması, benlik ve iradeden vazgeçmesi, mürşidin de bunu alması anlamında kullanılır.

Sosyal toplumda ederken fark etmediğiniz, ediyorsun denildiğinde birçoğunuzun sinirlendiği şeydir… Çünkü bizimki gibi arada kalmış toplumlarda Allahına kadar vardır, sonuna kadar reddedilir… Hep birileri biat ediyordur ama siz değilsinizdir…

Burası bir biat kültürü… O nedenle birçoğunuz farkında bile olmadan birilerine biat ediyorsunuz…

Biat etmek saygı duyup fikirlerine katılmaktan ve taraf olmaktan başka bir şeydir. Biat ettiğinizde sizin fikriniz yoktur. Siz artık başka birinin fikrinin ifadesi olursunuz. Ben bu fikri çok beğendim bundan sonra bende aynı fikirdeyim diye düşünmekten farklıdır bu canını yediğim “biat”… Tam burada “manipülasyon” diyeceğim ki konu net anlaşılsın… Ne zaman ve neden biriyle aynı fikirde olduğunuzu anlamadan onun sözünü dinler ve her dediğini yapar olduğunuzu bilemiyorsanız birine “biat” eder durumdasınızdır muhtemelen…

Benim çevrem gibi okumuş yazmış insanların çoğunlukta olduğu yerlerde en büyük sıkıntı, “biat” edenin aymaz egosu ile “biat” ettiğini kabul etmediği için kendi fikriymişçesine ballandıra ballandıra fikir beyan etmesidir.

“biat etmek” birinin egemenliğini tanımak, kabul etmektir… Ve düşünce tembelliğinden kaynaklı toplumsal bir hastalıktır bu ülkede…

Aşırı saygıdan kaynaklanır ilk başta ardından da mahalle baskısından… Mahalle bazen arkadaş ortamı, bazen koca bir %50, bazen ait olduğunuzu düşündüğünüz gruplar, birlikler, derneklerdir… Toplum çoğu zaman her kesiminde sizi birine ve bir şeylere “biat” etmeğe zorlar… Bu sanıldığı gibi sadece bir alt eğitim sorunu değildir. Orada sebebi inanç kaynaklıdır, okumuş maddi durumu iyi olanda ise çıkar kaynaklıdır.

Özelikle bizim coğrafyamızda “biat kültürü” çok hâkimdir… Çocuklar babaya biat eder, baba aile büyüğüne, aile büyüğü o yörenin ağasına, o da o ülkenin emir sahibine biat ediyor. Çocuğun emir sahibine biat etmiyorum demesi, yöre ağasına karşı çıkmak, aile büyüğüne karşı çıkmak ve dolayısı ile babasına ailesine karşı çıkmak anlamına geldiği için sağlam bir emir komuta zinciri oluşuyor.

Bu kültürde birey yerine lider, özgür düşünce yerine itaat, eleştiri yerine kabul hâkimdir. Bazı toplumların genine işlemiştir. Kendisine hizmet etmek için seçtiği insan karşısında birey, kendi insanlığını unutur, kademe kademe köleleşir. En sonunda yaşadığı toplumun normu haline gelir bu hastalıklı ilişki.

Bence emir sahibine sorgusuz sualsiz biat kültürü, Ortadoğu ve İslam toplumlarının uluslarası rekabette kaybetmelerini sebep olan şeydir.

Sağdan soldan bağımsız, 'lider kültürü' olan tüm organizasyonlarda görülebilecek bir durumdur bu. Lider ne diyorsa o olur. Muhalefet gruptan uzaklaştırılır. Liderleri ağızlarına işese zem zem suyu niyetine içip itiraz etmeyecek olan şahısların yaşam tarzıdır biat etmek.

Elbette yaşam içinde “lider” tek değildir… Biat etmenizi bekleyen “liderlerle” dolu bir hayattır bu… Lider kendilerine biat edenler içinden en kul köle olanı yardakçısı seçip devam ettirirler bu biat kültürünü…

Biat kültürünü "saygı" adı altında normalleştirerek hatta yücelterek hayatımıza sokarlar… Fikir beyanı liderin liderliğini sarsacağı için en demokrat lider bile kendine biat etmeyenden haz etmez… Ve sizi saygısızlıkla suçlarlar… Hatta dışlamakla, yolunuzu kesmekle, işinizi bitirmekle tehdit ederler… Biat kültürü nedir? Sen kendinden büyüğüne karşı özgüvenli olamazsın. Büyüğüne karşı daima hafif ezik durmak zorundasın. Özgüvenli olursan saygısız olursun. O sana saçma sapan espriler yapar sen gülmek zorundasındır. Zekânı saklaman gerekir ki bu biat kültüründe sana biat edilene kadar oyunun bir parçası olarak saklanasın… Ta ki sana biat edilene kadar… Sonra sen üstünü bir koca lokmada yer yok edersin… Biat kültürü, riya kültürüdür… ve bu sözde adı hep “kültür” birlikte geçse de gereksiz bir isim tamlamasıdır… Çünkü böyle bir durum “kültür” olamaz… Kelimenin anlamına saygısızlıktır birlikte kullanımı…

İyi ve kötünün kriterleri nelerdir? Geçmişte iyi bir rol oynayan olgu, acaba ilerleyen süreçte tam tersi bir etkiye sahip olabilir mi? İşte asıl sorun, kişinin şüpheci karakterini kaybedip benzer soruları bireysel olarak kendine sormuyor ya da soramıyor olmasıdır.

Şüpheci insanlar biat edemezler…

BEN hayatımı bir septik olarak yaşıyorum… Paranoyak değilim ama şüpheciyim… Sorgularım… Sorgulamadan kabul edemem… Fikrimi beyan ederim… Edemeden duramam… Beğenen küçük oğluna alır beğenmeyen benden uzak durur… Birinin bana “biat” edin dediğini duyarsam özellikle “biat” etmem o kişinin tekerleğine çomak sokarım… Çünkü “biat” beklemek büyüklenmek, haksızlık etmek, hak yemektir… İnsana, insaniyete yakışmaz… Her şey, herkes ve tüm inandıklarımız sorgulanabilir…

Biz “biat” etmeyiz ama varsa bir “pir” niyaz ederiz…
Benim sizlere sorum şu…


KAÇ KİŞİ VAR YALNIZCA VİCDANINA BİAT EDEN?

4 Nisan 2016 Pazartesi

ACABA BİRİ BİZİ "MANİPÜLE" Mİ EDİYOR?


Arada “manipüle” edildiğinizi düşündüğünüz olur mu?
Ben uzun yıllar boyunca duygusal anlamda manipüle edildiğimi hiç fark etmeden yaşadım bu durumu… Bir şekilde o çarkı kırıp dışına çıktığımdan beri bu konuda daha hassas davranıyorum ve bunu yapan, yapmaya çalışan insanlara karşı farkındalık ve alayla davranmayı tercih ediyorum…


Ne yapıyor bu bizi manipüle etmeye çalışan insanlar… Bunların bazıları sevdiğimiz insanlar… Yani eşimiz, sevgilimiz bazen annemiz bazen evladımız… Aradaki sevgi bağı nedeniyle bazen bu durumu fark etsek de o çarkı kıramıyor, kırmakta zorlanıyoruz… Ama bazen bu insanlar iş yerimizde, sosyal ortamlarımızda astımız ya da üstümüz olarak yaşamımız içinde yer alıyorlar…



Manipülasyon kelime anlamıyla birkaç anlama gelse de burada benim bahsettiğim “insanları kendi bilgileri dışında veya istemedikleri halde etkileme veya yönlendirme ve bu etkileme,  yönlendirme sonucu insanların davranış değişikliği ya da kanaat değişikliği göstermesi durumu… Manipülasyon, çoğu zaman bilerek ve isteyerek, amacına hizmet eder şekilde yapılır. Ancak kimi zaman, kişi karşısındakini manipüle ettiğinin farkında olmayabilir.
İsteklerini kabul ettirmek isteyen kişiler, amaçlarına ulaşmak için manipüle ettikleri kişiyi suçluluk, korku gibi farklı duygular içinde ve kimi zaman yük altında bırakarak, seçim şansı bırakmazlar.
Etrafıma baktığım birkaç değişik şekilde manipülasyon yapan insanlara rastlıyorum… Bazıları inanılmaz bir kibarlık ile sizi manipüle ediyorlar… Öyle ki asla aynı fikirde olmamanıza rağmen ve “hayır” demek istemenize rağmen bir içsel sıkıntı yaşamanıza ve hayır diyememenize sebep oluyorlar…
Bazıları ise alaycı ve tehditkâr tavırlarıyla sizi manipüle etmeye çalışıyorlar. Sizi küçümseyen bir tutum ve size yukardan bakan bir yaklaşımla kendinize karşı eksik hissettirmeye çalışıyorlar…
Bir kısım durumda ise ki bu özellikle sevdiğimiz insanların birçok çocuk ve kadının en çok manipüle olduğu durum “öfke” ile manipüle ediliyorlar… Bu durumda öfkenin hedefi olan kişilerin korkuları açığa çıkarken; öfkenin sonuçlarından korkan kişi öfkeli kişiye istediğini vermek zorunda hissediyor.


Ben bir psikolog değilim ama şimdi geriye bakıp geçmişimi okuduğumda neden bazı durumlarda tutuk kaldığımı, korkularımı ve bununla beni manipüle edebilen insanları görüyorum…
Birçok insanın gerçek bir nedeni yokken bile sırf tatmin amaçlı buna yöneldiğini görüyorum. Bu insanlar kendi dünyalarında kendileriyle o kadar kavgalı, kendini kendilerine o kadar çok şeyi ispat etmek zorunda ki hiç üşenmeyip ''yenebileceği'' bir av seçiyor ve onunla oynuyorlar.  Bazıları bunu çıkar amaçlı yapmıyor. Sadece egolarını tatmin ediyorlar…


Acaba manipüle ediliyor muyum?
“EVET” diyorsanız şunu okuyun derim…
1- manipüle eden kişi, gerçekten mutlu olmanızı değil, anlık mutlu hissetmenizi tercih eder. (birçok ilişkide durum budur)
2- manipüle eden kişi, hareketlerinden çok sözlerine güvenmenizi ister. (birçok kadının paranoyak kıskançlığının sebebi bu şekilde manipüle edilmesidir)
3- ona olabildiğince uzun süre bağımlı kalmanız için uğraş verir. (birçok ilişkide ayrılamama sebebi budur)
4- farklı bakış açılarını araştırmanızı ve değerlendirmenizi istemez. (bilgi sizin üzerinizdeki etkisini sarsar… Erkeklerin el değmemiş, gün görmemiş kadın isteme takıntısının ana sebebi budur)
5- hiç durmadan, dikkat dağıtıcı bilgi akışı sağlar, gerçeğe odaklanmanızı engeller. (Hepimizin hayatında kurtulamadığımız bir yalancı olmuştur değil mi?)
6- bilgiyi size "ihtiyacınız olan bir şey" olarak sunar. (O sunmasa siz zavallı nerden bileceksiniz ki bunu)
7- insanların bir şeyi tekrar tekrar yapmasının, o şeyin doğru olduğu anlamına geldiğine inanmanızı ister. ( adeta bir başbakan tarifi)
8- farklı bir düşünce hakkında anında negatif bir tepki vermenizi ister. Böylece farklı düşünceleri hemen bir kenara iter duruma gelirsiniz. (sizi kendi fikirlerinin onay noktası olarak kullanır)
9- sizi meşgul tutmaya çalışır, böylece kendi iç dünyanıza vakit ayıramamaya başlarsınız. ( düşünmemek lazım… Bombalar tam zamanında patlar, seçim tartışacağınıza kedileri konuşursunuz)
10- kalbinizin sesini dinlemenizi istemez, çünkü onun sesi doğru yoldur. DAİMA KALBİNİZİ DİNLEYİN!


11- onun "en iyi" olduğuna inanmanıza ihtiyaç duyar, böylece onun düşünceleri/inanışları sizin için de tek çıkış yolu haline gelir. (siz o çarktan çıkarsanız inanılmaz hızla bir başka kurban bulur, çünkü onun varlığı için ona bu gazı verecek birine ihtiyacı vardır. Bir çok kadının evliliği benim ki dâhil artık siz kocanıza “esas oğlan, kahraman olarak bakamayıp, kusurlarını gördüğünüz hatta söyleyebildiğiniz için biter. Çünkü daha az yorgun biri ona sen ağasın, paşasın demeye başlamıştır)
12- manipüle eden kişi, başka insanların başarı veya başarısızlıklarından ders çıkarmanızı istemez. (en başarılı o dur zaten J )
13- manipüle eden kişi, sözde yardım eder gibi görünür ama sizden daha çok fayda sağlar. ( kendinizi onun emir eri olarak bulmanız işten değildir)
14- doğruyu söylemeye çalışanı yok etmek ister. Bu bir hedef şaşırtma taktiğidir. (Onun dışında herkes yalancıdır)
15- sempati, gözyaşı ve duyguları kullanır, manipülatör her zaman mağdurdur. (Allah’ta sizin belanızı versin bir durumda kalırsınız sürekli…)
16- hiç sorumluluk almaz. ( Baba olarak, eş olarak birçok erkeğin yaptığı tam da budur)
17- sadece onun bakış açısı ve verdiği bilgilerle bir sonuca ulaşmanızı ister. ( Sizde bazen onlardan birini her şeyden çok sever ve inanırsınız)
18- düşünmeye haliniz kalmasın diye sizi yorgun tutar. ( Zaten içinizdeki yorgunluk, koşan atlar, tedirginlik duygusu sizi sürekli depresif hissettirecektir.)
19- size seçim yaptığınızı düşündürtür ama seçenekler manipüle eden tarafından belirlenmiştir. (Birçok seçimin sonucu özgür irade ile değil manipülasyonla belirlenir)
20- sizi olduğunuz yerde tutmak için kafa karışıklığı yaratır ve yapmak istediğinizin tartışmalı olduğunu savunur. (ve siz yapacağınız konusunda tereddütte kalır ve hatta suçluluk hissedersiniz sürekli)
21- "geçmişin bir önemi yoktur" sözleri hem bir delinin, hem de manipüle eden bir kişinin ağzından çıkabilir. Geçmişten ders çıkarmanızı istemez.
22- manipüle eden kişi her zaman verdiğinden fazlasını alır. Verdiklerine kanmayın, aldıklarına dikkat edin.
33- yalanlarla manipüle eder. Bu yalanlar karmaşık değil, aksine oldukça basittir ve genelde gerçeğin tam tersidir…
Ve manipülatör çoğu zaman sıkı bir psikopattır…
Şimdi bu yazıları isterseniz iş yerinde size yapılanlarla, dilerseniz sosyal ortamlarda ki tutumlarla, sevgilinizin, eşinizin yaklaşımlarıyla değerlendirin bir de… Başbakanın harikulade yaptığı bu şey kişilere “ama güzel şeylerde yaptılar” dedirten şeydir…
Eğer biri size sık sık sende böyle düşünüyorsun değil mi? Diyorsa, haksız mıyım? Diye soruyorsa,  sık sık “sence de” diyerek sizin fikrinize çok önem verdiği fikrini size empoze etmeye çalışıyorsa… Yaptırmak istediği şeyi direk söylemeyip sizin söylemenizi sağlamaya çalışıyorsa… Yemeyin derim… Çünkü bu tip insanlara yapabileceğiniz en güzel şey sessizce manipüle olmamaktır… Gülümsemek ve bildiğinizi yapmakla işe başlayın nasıl dağılıp edepsizleştiğini göreceksiniz…


VE ÇOCUKLARINIZI ÖZGÜR VE ÖZ GÜVENLİ BİREYLER OLARAK YETİŞTİRMEK İÇİN ÖNCE KENDİNİZİ TAMAMLAYIN DERİM…
DAHA ÇOK YOL VAR GİDİLECEK…