Hürriyet

Bumerang - Yazarkafe

18 Ağustos 2014 Pazartesi

BİR DAMLA SUYUN...


Günaydın… Sabahın yedisi bile değil… Televizyon kendinden kurmaca bir şekilde odaya daldı…
Yarı aralık göz kapaklarımdan gördüğüm yanılmıyorsam Budist bir rahibin kocaman bir boşluğa baktığı idi… iyidedim… Sabaha bak… Hayırlara vesile… Gözlerimi az daha açtım uyanıp işe gitmeliyim… Tahminlerime göre Budist olan rahip hala bakıyordu derin boşluğa… Anlamlı bir şeydir herhalde diye düşündüm… Birde bilmediğim bir şeyi fark ettim bu insanlara “ Budist rahip” demenin doğru bir şey olup olamadığını bilmiyordum... Biraz daha ilgiyle bakmaya başladım televizyona… Uzaktan kontrol aygıtı olan acayip zekice bir icat olduğunu düşündüğüm şeyi elime aldım adam bir taşı eline aldı ve üstündekini okudu o sırada…

Bir damla suyun buharlaşmasını nasıl engellersin…

Anlamlı bir şey olmalı diye düşündüm filmde sabah sabah anlamlı geldi… Bana lazım bir şey olmasa sabahın bu saatinde neden bu yazıyı okumak zorunda kalmıştım ki... Gözümü az daha araladım…
Ve kalktım…
Ağrıyan bir boğaz ve inleyen bir kaburga kemiği olarak banyoya doğru ilerledim… Bu aralar kendimi hiç iyi hissetmiyorum. Evde kalsam hiç sokağa çıkmasam uyusam... Uyusam… Bir sürü ilaç alıp yatıp iyileşmeyi mi beklesem acaba yoksa şöyle bildik eski reçeteler filan mı uygulasam ağrıyan yerlerime… Limon, karabiber ve bal… Boğazıma iyi gelir… Ellerimde kaburgama amma ben sadece yatmak istiyorum bu sabaha dışarıdaki kızgın…  öfkeli insan kalabalığına karışmak istediğimden emin değilim..
Kendine gel dedim aynaya… Gün uzun çalışacaksın. Uyan bir çay iç…
Şimdi evden çıkacaksın; evdeki sabahyenikalktımsuratımburuşukilişmebanaağbilerin
İkisini de görmezden gelsen bile hemen kapıya indiğinde mahalle esnafını göreceksin… benimeşşeğimdahakancıkenuzunkornayıbençalarım… burasıbenimkapımsenkendikapınıkirletsabahsabahbulaşmabana ağbiler yada ablalar oralarda olacak… İşe gitmek için dolmuşa bineceksin önce şoför abi büyük ihtimal şuna yakın bir kıvamda olacak…
buişiyaptığımabakmaaslındanefretediyorumsizitaşımaktan… bozukparavermeyenidövecem…
diyelim bunu da geçtin yolcular olacak dolmuşta gününün ilk 20-25 dakikasını geçirdiğin bu abi ve ablalar omzunuoyarakbirbilmemneresiuzatırmısın… Diyecekler… Hatta bazen uzatmanı rica bile etme zahmetine katlanmayacaklar… Yarı yolda dolmuştan inip otobüse bineceksin orada da muhtemelen ablalardan oluşan bulamadımbirzenginkocaarabasıolanlardanneeksiğimvarbenimbenilerlemiyecemiştesizdesıkışın ordusuna denk geleceksin… Sonra işyerine gideceksin… halaçalışıyorsunveçalışacaksınetikolarakbukısmıesgeçbaşınıbelayasokma abi gelecek…
Diyelim bu ve benzerleri ile tüm günü geçirebildin bir sınav gibi hepsini yeniden yaşayıp evine döneceksin diyelim dönebildin evde
 seni bütüngünokulda-işteyoruldumhizmetbekliyorumgetirgötürpişirtemizlehizmetver
abiler bekliyor olacak… Of
Banyodan doğru yatağa döndüm… Yüzümü yıkamak ayılmak istemiyorum… Ben ağustosböceği kadın olmak istiyorum kış gelince bir yol bulurum… Gün ve getirdikleri beni yok saymadan ben günü yok sayayım… Olmamış gibi olmayacakmış gibi yapayım…
Hatta şu televizyondaki amca gibi yaşamdan arınıp... Olayım… Taaa oralara varayım… Adanayım... Arınayım… Bir doz yaradan ilacından alıp dünyaya entegre olmadan öyle kendim kendime kalayım…
Yorganın altı pek sıcak…
Ama insafsız rahip kıpkırmızı kıyafeti ile taşın arkasını çevirdi…

“Bir damla suyun buharlaşmasını nasıl engellersin?”

“Okyanusa atarak”…