5 Ağustos 2015 Çarşamba

MİŞ'Lİ GELECEK ZAMAN...




Hayatta bir hikâyeniz mi var yoksa bir rivayetten mi ibaretsiniz…

Miş’li geçmiş zaman…
"miş"lerinde hikâyeler barındırandır.

Geçmiş zaman
Şimdiki zaman işgalcisidir.
Söküp atamayız, ne içimizden ne de hayatımızdan...
Geçmiş zaman şimdiki zamanın -yor ekinde mutlu olamayanların, -miş gibi özledikleri, geçmişte kalmış olan zamandır…

Geçmişimi ikiye ayırıyorum ben… 20 yaşına kadar olan kısım ve sonrası…
Yani bir evin çocuğu olduğum zaman ve bir gün büyüdüğüm nokta…
Yaşama dair hiçbir sorumluluk hissetmediğim yer ve sonrası…
Güven dolu korunaklı yaşamımdan güvensizlikler, kaygılar ve mücadeleye geçtiğim nokta…

Şüphesiz bir gün bir yerde hepiniz büyüdünüz… Çünkü ister istemez büyür insan… Gerçi tanıdığım bildiğim yaşam boyu büyümeyi reddeden insanlarda var… İnatla ve başarıyla…
Oysa büyümenin bambaşka bir lezzeti vardır.
20 yaşıma kadar acı duyduğum şeyler bir şey için izin alamamak, bir kız arkadaşla ilgili sıkıntılar, erkek arkadaş üzüntüleri, bir kaç aile büyüğünün normal kabul edilen ölümleriydi… İnsanın kabuğunun dışında kalan acılarmış bunlar…

Birgün bir acı bir anda kabuğunuzu kozmik bir patlamayla darmadağın ediyor “muş”…
İşte size “miş’li, muş’lu” bir geçmiş zaman hikâyesi…

Miş’li geçmiş zaman dünyada bir tek Türkçe’de olan zaman kipiymiş… Rivayet mi bilmiyorum.
Doğrudur;  çünkü biz bu derece rivayetlere, hikâyelere, dedikodulara öyleymiş, böyleymişlere meraklı bir milletiz… Bildiğim şu ki Hint Avrupa dillerinde tam olarak aynı biçimde bir eşi bulunamayan, Türkçe’ye özgü çok özel bir zamandır kendisi. Ve bu nedenle saygıyı hak eder.
Belki de sırf bu nedenle “geçmiş” bu derece kıymetlidir…

Ama aynı zamanda bir varmış, bir yokmuş’un zaman kipidir neticesinde…
Dâhil olduğunuzu değil bir bilgilenimi anlatır…
O nedenle biri bana -filanca şunu de “miş”- dediğinde itibar etmem… Neticesinde duymuş olma sorumluluğunu atlayan, ben duymadım ama sen bil içeren, olur da birisi gerçekten mi diye sorgularsa adresi net olmayan, dedikodu içeren bir bilgilendirmedir kendisi… O güzelim “miş’li” geçmiş zamanın içine edildiği yerdir kendisi… Hikâye zamanıdır işte bu noktada…

Hakkında çok dedikodu yapılan insanlardan mısınız?
Yani hakkınızda çok “miş”li geçmiş zaman hikâyesi var mı? Ben bu kadar açık yazıyor ve konuşuyor olmama rağmen benim var...

Dedikodu “miş”li geçmiş zamanı olmayan geçmiş zaman benim için çok kıymetlidir. Her zaman eski fotoğraflar beni çok mutlu ediyor, hele de yaşadığım yerlerin eski fotoğrafları ve eski insanlarını görünce daha da hoşuma gidiyor, hep keşke o zamanda olsaydım diyorum.  Geçmiş zaman daha güzel, daha gerçek geliyor sanki bana… İnsanların bir hikâyesi olmasını seviyorum… Geçmişin bir rivayetten ibaret olmamasıyla karşılaşmayı seviyorum…
Büyük teyzemden kalan bir nota kâğıdı, dedemden kalan bir ehliyet, tanımadığım insanların sararmış geçmiş fotoğrafları ondan belki de beni bu kadar mutlu ediyor…

Çünkü şimdiki zamanda hakikatsizsiniz… Çıkarcısınız… Hesaplısınız… Çünkü “gelecek zaman” kaygısı içinde biriktiriyorsunuz herşeyi… İnsanları, başarıları, parayı, malı-mülkü ve işte ondan şimdiki zamanda bana itici geliyorsunuz…
Bilmediğiniz bir gelecek zaman kaygısı ile şimdiki zamanda insanların geçmişinde kalan kötü hatıralar olmayı seçiyorsunuz…

Son üç gündür geçmiş 49’u kutluyoruz… Oysa gelecekte bir 49 daha olmayacak kutlamak için…
Ne çok şeyi “geçmişe” hediye ettik…

Bugün o çoktandır yazmayı istediğim kitaba başlamanın zamanıdır… Kafamın içinde kâğıtlarımın arasında bölük pörçük yazılmış, notları tutulmuş “miş’li geçmiş” hikâyesine ilk adımı atmanın tam zamanıdır… Umuyorum ekranlardan değil elinizde tuttuğunuz sarı sayfalardan sizinle buluşabilir… Benim gelecek zaman için dileğim budur…

“İÇİMDE HEP NEDENİNİ BİLMEDİĞİM BİR TELAŞLA YAŞIYORUM…” diye başlıyor…

Geçmişten geleceğe hikâyeleri bırakmak için bir yerde geçmişi içimizdeki telaştan ayıklamak lazım…

İşte o nedenle soruyorum…

HAYATTA BİR HİKÂYENİZ Mİ VAR YOKSA BİR RİVAYETTEN Mİ İBARETSİNİZ…