Hürriyet

Bumerang - Yazarkafe

8 Ağustos 2015 Cumartesi

BİR DÜŞÜNCESİZ İNSAN



 “BEN DÜN YOLDA BİR DÜŞÜNCESİZ İNSAN GÖRDÜM”

Cümle içinde kullanayım dedim… Ancak çok gerçek, çok samimi bir cümle oldu…

Düşünceli bir insan mısınız? Yani bir şeyi yaparken ötesini, berisini düşünür müsünüz? Hesaplar mısınız değil ama “düşünür müsünüz”…?Bu hesap/ kitaptan farklı bir durum çünkü bazen insanın genetiğinde kodlu…

Çok uzağa gitmeyeyim ben büyüttüm diye evden başlayayım… Benim aslan parçası “düşüncesizdir…
Yani; yeni temizlediğiniz bir eve haldır huldur ayakkabıyla girer… Dolaptaki herhangi bir şeyi acaba bunu bir şey için saklamış olabilirler mi diye düşünmeden alır yer ya da milyon kere söyleseniz banyo lavabosunun kenarında sigara izmaritini bırakır… Asla açtığı kapıda sizi karşılamaz, kesinlikle aklına gelip şuradayım buradayım diye haber vermez… Şartları düşünmeden küt der en son söylenecek lafı söyler geçer… Anası benim, hiç mi öğretmedim? Bazı lafları milyon kere tekrar etmişliğim var herhalde ama yaşamda bazı şeyler ya bir aydınlanmayla ya da musibetle öğreniliyor… Çünkü ben bu tavırların genetik olduğuna inanıyorum/ ya da görsel tekrarın artık içimize işlemesi diyelim…
Çünkü bu tavırları bana bir zamanlar yakından tanıdığım bir başkasını çok hatırlatıyor…
Ama bu düşüncesiz bu tavırların hiçbiri bir kasıt taşımaz… Bilerek birine zarar verme, içinde fesatlık barındıran tavırlar değildir… Çünkü yapmadığı tüm bu şeyleri karşıdan bekler… Bu da bende “farkında olmamak hissiyatı” yaratır… Bunlar düşüncesizliklerdir… Evlatta bile olduğunda alınırsınız ama affı çok kolaydır…

O da birçok insan gibi yaptığının “farkındalığında” değildir… Ama onun ki sizde affı en kolay olandır.

Birçok insan tanıyorum sosyal yaşam içinde… İş/güç, eğlence, sosyal birlikteliklerde dirsek teması yaşadığım…

Hepimiz bu yazacaklarımdan şikâyetçiyiz biliyorum…

Bizi lazım olduğumuzda arayan arkadaşlardan, yaptığımız bir şeye teşekkür etmeyi unutan insanlardan,  emeklerimizi bilerek ya da daha kötüsü farkında bile olmadan görmezden gelenlerden…
Yolda sinyal vermeden yolumuzu alan şoförlerden, arka masada oturup habire sandalyesiyle sizin sandalyenize çarpanlardan, toplu taşım araçlarında yüksek sesle kız arkadaşıyla dedikodu yapan kadın/kız tayfasından…  Sokaklardaki ter kokusundan, yerlere tükürülmesinden, bir yerde sıraya girdiğinizde arkasındakileri düşünmeden işini uzatanlardan, ben bir şunu versem olur mu deyip sizin dakikalarca beklediğiniz sıranın önüne geçenlerden… Gece on ikiden sonra bile gürültü yapan komşulardan… Zaman ve emekle hazırladığınız yemeği haldır haldır yiyip kalkanlardan, eline sağlık yerine kusurunu söyleyenlerden… Yeni temizlediğiniz eve ayakkabıyla girenlerden ( leylam büyük affet beni ya, bunu hep yapıyorum, düşüncesizin allahıyım) ama beni hiç rahatsız etmiyor bu eylem, ev benim olduğunda zaten sevmiyorum insanların ayakkabı çıkarmasını… Ama ona hep yapıyorum…  

Daha çok var değil mi?
Herkesin kendi değerlerine göre değişiyor bunlar…
Hepimiz bunlar ve benzeri şeylerden şikâyetçiyiz ama yapanlarda yine “HEPİMİZİZ”

Bazen etik olup olmaması sorun teşkil etmiyor bir tavrın… Etik olarak sorun taşımasa bile öyle ciddi bir düşüncesizlik taşıyor ki… İnsan ister istemez kırılıyor bazı davranışlara…
“Herkesin özgürlük alanı var” işte tam da bu, düşüncesizlikle iç içe giren bir durum oluyor…

Mesela benim kişisel seçimim diye sizi çok rahatsız edecek bir şeyi yapan ve beni anlayışla karşılayacağını umuyorum diyen bir dost… Düşüncesizdir.

Ayrıldığımız insanların özel yaşamı olması normaldir… Ama bir adam sizin, ailenizin, arkadaşlarınızın bulunduğunuz yere sizi aldattığı kadını getirirse düşüncesizdir… Ya da neyse artık… Hele de aksi durum bu ülke de cinayet sebebiyken… Mesela ben aldatılmayı önemsemeyebilirim ama buna cinayet işleyebilirim…

Bir arkadaş özel hayatını istediği gibi yaşamak hakkına sahiptir ama iki kişilik bir ortamda birlikte adım atıp yalnız kalıyorsanız bu düşüncesizliktir…

Bir insan kırılacağınızı bile bile sizi üzecek bir şeyi anlatabiliyorsa, bir başkasının size dair sizi üzecek düşüncesini sizi kıracağını düşünmeden söylüyorsa, düşüncesizdir.

Bir başkası “sizi okumama özgürlüğüne” sonsuz sahipken, karşınıza geçip “senin yazdıklarını beğenmiyorum, kötü yazıyorsun” diyebiliyorsa düşüncesizdir.  Hele de siz ona bu becerinizle emek sarf ettiyseniz büyük düşüncesizliktir… Keyfiniz kaçar, üzülürsünüz, bir daha yazamazsınız onun için…
Ve anlayamazsınız sizin için çok özel olduğunu bilebileceği bir şey için bunu nasıl yapabildiğini…

Bir diğeri işine bir ihtimal yararsınız diye selam sabahı eksik etmeyip, bundan iş çıkmayacak galiba diye düşündüğü noktada selam sabahı kesiyorsa “düşüncesizdir”

Size aylarca merhaba dememiş biri bir iş için sizi aramaya utanmıyorsa “düşüncesizdir”

Yalnızlık noktasında sizi arayıp, etrafları kalabalık olunca aramayı, davet etmeyi unutanlar düşüncesizdir…

Kendi hassasiyetleri konusunda son derece dikkatliyken, başkalarının hassasiyetlerinde gözleri kör olanlar “düşüncesizdir”

Yakın plandakiler sizi kırarken, uzak plan sadece sinirlendirir…

Düşüncesiz insanlar karşısındakinde on ömür olsa onunu da çürütebilecek kapasitedeki insanlardır. Sürekli bir memnuniyetsizlik halindedirler… Yaptıkları kabalık ya da düşüncesizlik hatırlatıldığında olay daha da çıkmaza girer… Kavga kaçınılmaz olur… Ya da en iyi niyetle “Ben böyleyim” der geçerler… Bunun birilerini üzdüğünü ya da kırdığını söylediğinizde “salla” “bana ne ya” “ kasmayın ya hayatı bunlarla” “abi ben böyleyim, yersen” gibi muhteşem başarılı, insanın ağzına süpürge sokulası laflar ederler genelde…

Bu insanlar, asla yaptıklarının bir hata olduğunu düşünmezler. Eğer belli yaşa kadar bunların yapılamaması gerektiğini öğrenememişlerse hiçbir zaman da öğrenemeyeceklerdir zaten. Bazıları ise seçilmiş düşüncesizliklerdir.

Çok sevdiğim bir dostum vardır. Şehr-i İstanbul’da gittiğimde beni misafir eder… Kuralları, prensipleri olan bir adamdır. Bir başka çok sevdiğim dostum da şu an uzaklardadır. Bu iki adam gördüğüm en prensip sahibi, net ve düşünceli arkadaşlardır. Birisi daha net bir sertlikle koyar tavrını diğeri daha naiftir. Ama ikisinin de ortak noktası siz onların sınırlarını çok net bilirsiniz onlarda sizinkilere sonsuz saygı duyarlar… Varlıkları için ikisine de her daim teşekkür edeceğim sanırım. Bu ne işe yarar siz kendinizi güvende hissedersiniz. Zemin kaygan değildir. Karşınızdakinin tavrı net ve açık olduğu için size ne yapıp yapmayacağını bilirsiniz… Bu zarafet ve düşüncelilik inanılmaz rahatlatıcıdır. Çünkü sizin hakkınıza saygı duyarken kendi haklarını da korurlar… Bu çok zor becerilen birşeydir. Benim için öyledir.
Ne hikmetse kadınlar düşünceli olma konusunda erkekler kadar iyi değildir… Ben de dâhil…

Düşünceli erkeklerle büyümüş bir kız çocuğuyum ben… Babam, dayım, eniştem… Yakınımdaki yetişkin erkekler hep düşünceli idi… Erkek kardeşe kendinizi teslim ederseniz sizin yerinize herşeyi düşünür, halleder… Benim teslimiyet problemim bazen onla çakışır sadece...
O nedenle bahtıma düşen, “diğer türlüsünü merak ediyorum”dan kaynaklı seçimlerimin sonucu olan adamların düşüncesiz halleri beni hep kırmıştır…
Bakınız yaş günü teşekkür yazısı… İnsan Whatsupp’tan yaşgünümü kutlar azizim... Bir arkadaşın sana yapar, elbette oradan mesajla kutlar da… Bazı insanların yapmaması gerekir…
Ayrıca özel günler çevrenizdeki insanların düşünceli olup olmadığını anlamanız için harika fırsatlardır.  Denemesi bedava… Yakın tarihte denenmişi var… Sapla samanın ayrılmışı var…

Ancak “çok düşünceli insan” modeli de vardır ki o da candan can alır…
"yazıktır günahtır kimin çocuğuysa" denilesi insan modelidir bu…
Kendilerini yer bitirirler… İçten yanmalı motor misali… Bunlara huzur yoktur yaşamda...
İşin kötü yanı bu duygu durumu zamanla iki tarafı keskin bıçak olur ve başkalarına da zarar vermeye başlar… Çünkü sizde nasıl davranacağınızı şaşırırsınız… O kadar düşüncelidir ki yaptığınız hiçbir şey yeteri kadar düşünceli olmaz… Ve onu hiçbir zaman yeterince “mutlu” edemediğiniz hissiyatına kapılırsınız… Çünkü onlar herkesi mutlu etmeye çalışırlar. Hayır demekte zorlanırlar.  Çok ufak ayrıntılara takılırlar. Ufak bir gülümseme ya da beklemediği ufak bir tepki onu saatlerce hatta günlerce düşündürebilir. Velhasıl düşünceli olmanın fazlası da beklenti içerir. Yani onlar bunu yaparken sizi çoğu zaman beklenti içinde bırakırlar…  Ve muhtemelen en ağır düşüncesizlikleri bu derece düşünceli insanlar yapar.  Çünkü düşünceli olmaya takılmışlardır aslında düşündükleri karşılarındaki insan değil düşünceli davranma eyleminin kendisidir.

 Kısaca; yapılan eylemin karşı tarafa ne gibi zararlar vereceğini düşünmeden yapılan her şey düşüncesizliktir. Odunlukla default gelen bir özellik olup kalp kırıklarının başlıca sorumlusudur. Genelde bir şeyi yapmak değil, aklına birşey yapmayı getirememek olarak kendini gösterir. Kaliteli odunlarda yapılan hayvanlıklar ve yapılmayan incelikler beraber bulunabilir. O nedenle düşüncesizlik genel olarak yapanın ıslak odunla dövülmesini gerektirecek birşeydir.

Yaptığının bizim düşüncesizlik dediğimiz sınıfa girdiğini düşünmeyen ya da kabul etmeyen, bu kendisine söylense bile zeytinyağı gibi üste çıkanlar için değildir bu yazı…
Çünkü bu halt, genelde kalp kırmamaya özen gösteren, kendisini karşısındaki insanın yerine koyabilenlerin de yer yer yediği nanedir. Kendince iyi niyetli söylediği sözün karşı taraf için nasıl kırıcı olabileceğini, lafı söyledikten çok sonra anlar bazen insan, evet bir dingillik yapmışsındır, üstelik bazen karşı taraf alındığını da çaktırmaz, ama olmuştur bir kere…

Ben zaman zaman çok düşüncesiz olabilirim mesela ama seçilmiş düşüncesizliklerim de vardır. Bana saygı duymayan insanlara düşüncesiz davranmaya başlarım mesela… İstemeden yapılan herşeyi kabullenebilirim ama kasıt taşıyan düşüncesiz tavırlar benim için kabul edilemezdirler… Mesela o kadar düşünceli arkadaşlarım vardır ki rahatsız etmemek için hiç aramazlar… Aradığımda da yahu beni bilmiyor musun ben kimseyi aramıyorum derler… Ne diyeyim “yalnız” kalsınlar o zaman…

Olaya toplumsal açıdan bakarsak; hep başkalarının fikirleri, argümanları ile yaşayıp kula kulluk etme felsefesini dibine kadar benimsemiş, cehaletini kabul etmeyen, sığlığının farkında olmayan milyonların sürekli içinde olduğu eylemdir “düşünceli” olmama halidir DÜŞÜNCESİZLİK...

VELHASIL, DÜŞÜNCESİZLİK İNSAN TURNUSOLÜDÜR.


SONSÖZ; (alıntıdır)

Her şeyin özüne gitmeli insan, görünene değil. Bildiğin gördüğün kadardır çünkü gördüğün baktığın kadar ve baktığın düşündüğün kadar. Baktığını görmez, gördüğünü düşünmezsen eğer, gördüğünün bildiğine sığmadığını da göremezsin…