Hürriyet

Bumerang - Yazarkafe

12 Kasım 2015 Perşembe

NAZAR ETME NE OLUR ÇALIŞ SENİNDE OLUR...



TDK diyor ki:

1. Bakış, bakma, göz atma:
"ilk nazarda mağrur, azametli tesirini veriyor."
2. (eskimiş) bir konu hakkında düşünme, görüş:
"nazarında herkes zındıktı, hırsızdı, yalancıydı."- Ömer Seyfettin.
"nazarımda daima küçük ve kusurlu kalacaktır."- Reşat Nuri Güntekin.
3. Belli kimselerde bulunduğuna inanılan; insanlara, özellikle çocuklara, evcil hayvanlara, eve, mala mülke, hatta cansız nesnelere de zarar veren, bakıştaki çarpıcı ve öldürücü güç.

İnandıkça hiç olmayacak şeylerle insanın üstüne gelen, bu yüzden inanılmaması gereken veya inanılsa da dozajının ayarlanması gereken batıl inançtır… Bir şeyleri sürekli kafaya taktıkça insanı paranoyaklaştıracak dereceye getirebilen bir nevi psikolojik baskı şeklidir. Rahat olmak ve mümkünse inancı en aza indirmek daha az zarar verici olacaktır hem manen hem fiziken...

Nazar değmesin diye sizi mutlu eden şeyleri içinizden geçirmeye korkarsınız, mutlu fotoğrafları kimseye göstermezsiniz… Yetinmenin iyi bir şey sayıldığı ve az ile çok aralığının geniş olduğu kültürlerde, nazar da büyük bir kültürel anlam taşıyor.

Derler ki; Nazar’ın değmediği tek şey akılmış, çünkü herkes sadece kendi aklını beğenirmiş.

Nazar kavramının batıdaki ifadesi, psikokinezidir. Nazar olayında iyi niyet ve yoğuşmaya (yoğuşma? Yoğunlaşma olmasın o?) göre alıcı ile verici uçlardan geçen bir "ark" oluşmaktadır. Gıpta, övünme, imrenme gibi dostça duygular, hatta ebeveynlerin; çocuklarına sevgisi, nazarın küçük dozda uğratma sebebidir. Nazara uğrayan kişi, çok sık esner ve sıkılır. Asıl uğursuz nazar, "haset" duygusundan gelişir. Bu duyguda, düşmanlık, kin ve intikam mevcuttur. Nazarın dozajında bu haset duygusunun şiddeti çok önemlidir. Haset duygusu ne kadar şiddetli olursa, nazarın gücü de o kadar şiddetli olur
(nazarın bilimsel yönü, yankı dergisi, 5-30 Haziran 1983, sayı 635, s. 52).

Vay anasını. Görüyoruz ki nazarın bilimsel yönü de varmış, şahsen cahilliğimden utandım, sonra kendi kendimi ayıpladım.

Nazar; psikanalize göre haset eden insanın kaygısıdır. Bireyin kendi elde etme arzusunun cezalandırılacağı endişesidir. Bunun önüne geçmek için nazar değmesin ya da maşallah deniverir. Aynı şekilde ötekilerin de benzeri bir hasete sahip oldukları düşünüldüğünden (bilinçdışında elbet) kendine değecek nazardan da endişe duyulur. Hatta bu durumda kişinin kendisine başkaları tarafından değdirilecek nazardan değil, kendi kendine değdireceği nazardan korktuğu yani sahip olduklarını kaybetme, taşıyamama, haketme-haketmeme, elinden kaçırma kaygılarının ağır bastığı söylenebilir.

“Ay aman nazar değer cümlesi” beni topyekûn sinirlendiren bir cümledir. Öncelikle sahip olduğum hiçbir şeyin bulunamaz, çok özel olduğunu filan düşünmem ben… Sıradan hayatım içinde, sıradan şeylerdir hepsi… Herkese kendi sahip olduğu zaten güzeldir, özeldir… 

Sahip olduklarımızın değerini abartmamakta fayda vardır diye düşünürüm hep…

Ayrıca ben sürekli kendisine nazar değdiğinden bahseden insanlarda bir problem olduğunu düşünürüm. Sistit olup nazar değdi diyenleri var. Bu hep nazar değen ablaların süper ince çorapları hemencecik kaçar, yeni aldığı rimelini sürer iki dakika sonra gözleri yaşarır, delik çenesinden yeni aldığı "zara, mango" kıyafetinin üstüne yemek dökülür, iyice göstereyim diye burnuna soktuğu bilekliğiyle oynarken mutlaka bir parçasına bir şey olur… Hep nazardan hep nazardan... Çok yoruluyorum çoook nazardan herhalde.

Bu nazar işinde istem şöyle çalışıyor; siz iyi, güzel, hoş bir şey yapıyorsunuz… Sonra birileri size “ay aman valla nazar değecek” demeye başlıyor… Sizin önce “ neden” diyesiniz geliyor… Sonra karşıdan ikinci cümle geliyor “benim nazarım değmez ama insanlar nazar ederler” Kim bu “Nazarı değen diğer insanlar”… Çünkü kimse “benim nazarım değer” demiyor… Herkes “aman nazar değer” diyor… Ben o bakarken “Nazar” eden insanlara bişi dicem… Siz değilsiniz, öbürü değilse kim bu nazar edenler… Ve neden “Nazar” ederler… Açık söyleyeyim hiç umrumda değil… Neye inanırsan onu yaratırsın hayatında…

Ezcümle; Nazar toplumca muzdarip olduğumuz, suçu başka yerde arama hastalığımızla beslenip boyuna semizlenen günah keçilerinden biridir. Diğer keçilerden bazıları ise; şeytan, içki, trafik canavarı, enflasyon canavarı ve son günlerde oldukça popüler olan dış mihraklar ve paralel yapıdır.

“elemtere fiş kem gözlere şiş” deyip bir de nazar boncuğu paylaşıcam şimdi böylece Nazar’a karşı bir tek burada döktüremediğim kurşun döktürme işi kalacak…

Ayrıca unutmayalım dostlar; eğer var olsaydı Adriana Lima’nın kırılmadık kemiğinin kalmaması gerekirdi…
Sevgiler.