Hürriyet

Bumerang - Yazarkafe

11 Kasım 2015 Çarşamba

BUGÜN BANA VAYİ KİKİ VAY VAY…



KABUL GÜNÜM…

Bazı günler ruhen içimde sebepsiz bir huzur olur bugünde öyle bir durumum vardı… Sebepsiz… Çok koşuşturmacalı günler yaşıyorum bu ara. Çok da memnunum bu duruma ama çoğu akşam yorgunluktan uyuyakalıyorum gece yaparım dediğim işler güne sarkıyor…

Bu kısmı girizgâh konunun bununla alakası yok…

Birkaç gündür hatta bir süredir söylenip duruyorum… Üstüme bir şey olmuyor diye… Olmuyor azizim… Sanırsın bu memlekette bende daha kilolu kimse yok… Bu konuda çok takıntılı değilim açıkçası. Ama kıyafet almaya girdiğimde işkenceye giriyorum adeta... 

Ben çok riskli bir yaşta kilo aldım… Tam ergenlikte ve buna dair tüm sorunları orada yaşadım. Utandım, sıkıldım… Örtünerek giyindim, oramı buramı kapattım… Özellikle ergenlikte hayatı kâbus haline getiren bir eğilimdir bu kilonun size söylenip durması. Anne babayla gidilen ev gezmelerinde yetişkin güruhun, kendilerinin üçer kat göbek geliştirmiş olmalarına bakmadan sizi ortalarına alıp konuşacak başka hiçbir şey yokmuş gibi "ay çok güzel bir bebekti, çok kilo almış inşallah verir” diye yorum yapmaları sizi sizden alır… Sanki kilo almamışsınızdır, eliniz ayağınız kopmuştur o derece ciddi bir felaketin eşiğindesinizdir.

Kilo hakkında yorum yapma takıntısı sanki kilo alan insan kilo aldığını bilmiyor olabilirmiş gibi veya bunu duymaktan mutlu olacakmış gibi, illa ki söyleme dürtüsüdür. Bir de kimi insanlar bunu bir taktik olarak kullanırlar. Yeme de yanında yat bir durumdur.

Gelişme dönemimde en yakınımdan en uzağıma kadar bu takıntıya sahip olup yanımda kendini tutamayanına karşı aazınıyüzünü parçalama ebesine küsküyü yapıştırma dürtüsüne sahip olduğumdan kelli yanımda belli etmemelerini içtenlikle arzuladığım takıntıdır kiloya yorum takıntısı.

Sanki her şeyimiz tam memleket olarak tek kusurumuz kilomuz, diyetimiz… Bunun sebebi sanırım, sürekli eleştirilen ve özgüveni varmış görünüp de aslında yerlerde sürünen Türk kadınının kompleksten delirecek noktaya geldiğinde dile vurdurarak deşarj olmasından kaynaklanıyor.

Bana göre Türk ve kilolu yanyana geldiğinde en komik şey 'aa ama zayıflasa yüzü güzel' muhabbetidir. Zayıflasa yüzü güzel’e alternatif olarak 'aslında özünde iyidir ya' ironisi de tavsiye edilir.

Büyüyüp kadın olduğumda bu konuda daha rahat hissettim kendimi… Hep dikkatli giyinmek zorunda kaldığım doğrudur ama dünyada bu kadar sıkıntı varken yaşamın merkezine bunu koyacak kadar küstah olmadım hiç yaşama karşı…

Şimdi bunları neden yazıyorum…

Sevgili Barış Manço neredeyse oradan duysun beni…

Dostlar bu aralar kendimi “hıyar” gibi hissediyorum…

Dün imdat kolunu çektim… Yani Annem yine hayat kurtardı… “İnsan içine çıkılacak normal” ciciler aldık onun küçük kızına…

Yav arkadaş ben yakası paçası kesik, bol, dökümlü siyah bol şeyler giymeyi seviyorum… 44 kilo kaldığım zamanlarımı da bilir yakın dostlarım… Asla dar, kısa bir şeyler giymişliğim yoktur… Bugünden farklı olarak göbeğimi açardım dövmem görünsün diye… O da bu yaşta açılır mı artık bilmiyorum… Muhtemelen çok zayıf olsam da, çok uygun bir giysi olmadıkça yapmazdım…

Bunları neden yazıp duruyorum hala…

Arkadaş bu kadın babaanne oldu 49 yaşını bitiriyor biraz yavaş gelin ya…

Bir süre önce şıklık konusunda aşık atamayacağım ama asla benim tarzımda giyinmeyen bir arkadaşım bana senin şu kıyafetlerine bir el atalım dedi…  Hımm dedim; “Üniforma” yaşım geldi herhalde… Klasik kadın kıyafetleri yaşı… Yani onun şıklığına sözüm yok ama ben “başka biriyim” Ve sanırım 70 yaşlarımı görürsem de farklı giyinmeyeceğim… Ben bu duruma alışığım annemde yıllardır “kızım doğru dürüst” giyin der durur…

Bundan birkaç gün sonra Facebooktan bir arkadaştan (kadın) bir mesaj aldım… “Kızım ya torun torba sahibi oldun ne hala profil fotoğrafı değiştirip duruyorsun” yazmış... Öncelikle torunla birlikte torba vermiyorlar… İkincisi de cevabım şu “bilmiyorum” yani aman birileri ne güzel olduğumu görsün diye içsel bir kaygım var ise de bir psikolog yardımcı olsun rica edicem… Ama torunumla olan fotoğraflarda çok güzel çıkıyorum be… Mutluluk yakışıyor insana…

Ama bunla da kalmadı durum… Dün bir arkadaşıma Halk bankasına yatacak bir para ile ilgili bir espri yapayım dedim… Valla para gelmezse “Halk için soyurum” dedim… Arkadaşın incelikli zekâsına zaten hayranım… “Boş ver üç kuruş için Halk’ı tehdit etmeyelim” dedi…  Yani güldüm de ama azcık da bozuldum… Yavaş gelin lan… Bünye zaten huysuz dedik anlamıyorsunuz…

Ben size bir sır vereyim ben her kış başı zayıflar, yaz başı kilo alırım… Ama kilom değişmez… Her gören kış başında “ay zayıfladın mı?” der… Ben de yok canım derim,  o bana “yok, yok valla vermişsin hadi bakalım biraz daha ver der”  ben de gülümserim… Arkadaşım benim yazın gördüğün kollarımı kışın görmediğin için zayıfladım sanıyorsun… İllüzyon gibi bişi, kadın aynı kiloda ama farklı görünüyor… Mesela üç gün önce çekilmiş fotoğrafıma bakıp ay o zaman daha zayıfmışsın diyen ne çok insan oluyor… Evet, o zaman yani “3 uzun gün önce” zayıftım sonra birden kilo aldım…

Mesela uzun yıllardır her gördüğünde kilomu aldın sen, kilomu verdin sen diyen bir akrabam var… Seni şaşırtmak için yapıyorum tatlım diyesim var…

İçinde bulunduğum STK’da göz önünde bir görev üstleniyorum. Bir ara şu an bizimle olmayan herhalde çok güzel, güzelliğinden ruhunu geliştirmeye fırsat bulamamış bir abla bana, hem de yüzüme “yani kızım, sonuçta sekreter kulübü temsil ediyor eli ayağı düzgün olacak” demişti.  Ben de onu düzelttim… Ben hala şişman, ben hala sekreter… Lafı ettiğin yere dikkat edicen neticesinde…

Sonuçta bir STK için en son gerekli şey fiziki yeterlilik. İçimizde Down Sendromlu, Otistik üyelerimiz varken… Her yaştan gönültaşlarımız, büyüklerimiz varken… Tabii her işte niyet çok önemli… O nedenle bir STK asla “stil” ya da “güzellik” yarışması alanı değildir… Orada farklı amaçlarla bulunan abi ve ablalar zaten su akar yolunu bulur misali yok olup giderler….

Bugün bir canım dostumla konuşurken bana “şu elini ayağını düzeltsen bayağı talibin olacak” dedi mesela… Şimdi okuyunca üzülecek biliyorum ama kötü niyetle söylemese de, söylediğinin farkında değildi sanırım… Öncelikle talip aramıyorum… Sonra “delikli boncuk yerde kalmaz, deli kız evde kalmaz…”

Üstüne de akşam saati kardeşim aradı telefonu açtım yorgunluktan dağılmış bir sesle,  o da bana “abla tanımadım valla sesin genç biri gibi geldi” dedi…

İşte o anda dedim ki…

BUGÜN BANA VAYİ KİKİ VAY VAY…

Arkadaş sanırsın ben 18 yaşında Türkiye Güzellik yarışmasını kazandım… Sonra yaşlandım, kilo aldım… Yahu ben zaten bu yolculuğa 3.200 gram ama etli butlu başlamışım… İnce bir çocuktum ama asla zayıf değildim… Genç kızlığımdan beri de bir-iki kez ciddi şekilde zayıflamış olmama rağmen standardımı korur balıketi-tombul arası bir yerde yaşarım… Bu aralıkta âşık oldum, sevdiler filan bazı insanlar beni çok da hoş insanlardı… Nasıl bir körlük yaşadılarsa artık o yakışıklı adamlar…

Harika kadınlar tanıyorum ben asla bir yarışmaya girmez güzellikleri ama muhteşem insanlar onlar… Bazılarının işe yaramaz güzellikleri onların yanında saçma sapan kalıyor…

Fiziki sınırların bir gün bir ufacık kaza ile değiştiği bir yaşam bu…
Açın televizyonları bir seyredin o “stil yarışmalarındaki” güzel kadınların ucuzluğunu, acizliğini, basitliğini…

Harika bir torunum var, çok da güzel… Güzel bir genç kız olur elbette ama sağlıklı ve aklıselim bir insan olmasını tercih ederim…

Acaba değerlerimizde bir yanlışlık mı var? Ucuz şeylere mi prim veriyoruz… İçimiz boşaltıldı, saçma insanlar mı olduk… Çünkü bu yazdıklarım birçoğumuzun sıkıntısı, bize diretilen güzellik kalıpları… 

Bir sürü mutsuz adam ve kadın yaratıyor… Nelere özeniyoruz… Neleri yaşam kılavuzu olarak alıyoruz.

İnsanın kendinden bahsederek bir şeyleri anlatması en kolayı çünkü bu fiziksel noktaya verilen aşırı önem, benim için kişiliğe ve akla verilmemiş değerin nelere verilmiş olduğunun göstergesidir. Eleştirmek isteyen ilkel beyinlerin birincil kriteri bu durumda yüzeysel olan olacaktır… Yüzeysel olan ise fizikselliktir.

Yani sözün özü sağlıklı olduğum için, sevdiklerimle olduğum için ve kendimi ifade edebildiğim için iyiyim ben… Kendimi de zaman zaman hepiniz gibi harika bazen de hıyar gibi hissediyorum ama tüm bunların fiziksel durumumdan çok ruhsal durumumla alakası var…

Ayrıca kilo, güzellikle kafayı bozmuş arkadaşlarım… Az daha bunlarla uğraşadurun nasılsa yakında kara çarşaf içinde hepimiz aynı olucaz siz bu boş işlerle uğraşırken birileri kasıverecek “Yeni Türkiye’yi” hepimize…

Yazıyı “ben küçükken Victoria Secret meleğiydim sonra kelek oldum konulu fotoğrafla paylaşıyorum”
Sağlıklı güler yüzlü günlerimiz olsun…